Tanzimat Dönemi’nde Osmanlı’da Merkezi Yapısının Zayıflaması
Tanzimat Dönemi (1839–1876), Osmanlı Devleti’nin hem siyasi hem de toplumsal alanda modernleşmeye çalıştığı bir dönemdir. Ancak bu modernleşme çabaları her zaman merkezi yapıyı güçlendirmemiş, aksine bazı yönleriyle merkezî otoritenin zayıflamasına da yol açmıştır. “Merkezi yapının bozulması” meselesini birkaç başlık altında ele almak mümkündür
Tanzimat Aydınlarının Görüşü
Tanzimat aydınları ülkenin kurtuluşunu güçlü ve merkeziyetçi bir idarede görmüşlerdi. Bunun için yönetim, reformcu bürokratların elinde olmuş ve padişahin yetkilerini azaltarak bu yetki bürokrasiye aktarılmıştı. Ayrıca bu yönetim anlayışında bürokrasi ön planda idi. Bu dönemde yeni bir siyasi güç olan Tanzimat bürokrasisi ortaya çıktı. Merkeziyetçilik kavramı devletin mali, idari, hukuki alanda standart ve bütüncül olarak kontrol aramasıdır. Bu yapıdaki devletlerde uzmanlaşmış bürokratik kadro ve güçlü denetim mekanizması nedeniyle düzgün bir bürokratik kayıt sistemine sahip olması gerekmektedir.
Merkeziyetçilik siyasi otorite içinde bürokrasinin kazandığı güç demektir. II. Mahmut döneminde temelleri atılan merkeziyetçi idari reformalar Tanzimat Döneminde devam etmiş ülkenin kurtuluşu için bir zaruret olarak görülmüştür. Tanzimat’ın amacı devlet idaresinin Batılı tarzda reformize ederek tek bir merkezden etkili ve güçlü bir şekilde kullanılmasını sağlamaktır. Hükümdarın devlet yönetimindeki gücü ve yetkisi azaltılarak bu yetki reformcu bürokratlara verilmiştir. Hükümdarın yetkileri sınırlandırılarak hukuk ön plana çıkmıştır. Bu düzenleme ile hükümdarlık makamı bir otorite olmaktan çıkıp millete ait bir makam haline gelmiştir.
Sadrazamların Güç Kazanması ve Yeni Meclisler
Bu dönemde sadrazamların yönetimdeki gücü arttırılmıştır. Öyle ki sadrazamlar, padişahın mutlak otoritesine dahi muhalefet ettikleri görülmüştür. Bu dönemde merkezileşme Bab-ı alide kurulan meclisler sayesinde oluşur. Klasik dönemdeki Divan-ı Hümayın yerine daha fonksiyonel olan Meclis-i Valayi Ahkam-i Adliye, Meclisi Umur-u Nafia, Meclisi Maliye, Meclis-i Ali-i Tanzimat gibi meclisler kuruldu.
Tanzimat Bürokrasisinin Sorunları
Tanzimat bürokratları idari reformlarını yaparken bazı problemlerle karşılaştılar. Bunlar nitelikli eleman ve para sorunları idi. Tanzimat Bürokrasisinde idari alanda reformları halife Sultan merkezli değil, Bab-ı ali merkezli yapmıştır. Öncelikle o dönemde ortaya çıkan ulusçu ayaklanmaları ve yerel isyanlara karşı Osmanlıcılık fikri etrafında bütün toplumsal grupları eşit kabul etmişlerdir. Bu yeni düzenlemeyle sadece merkezde değil. Merkeze uzak bölgelerde de bir otorite ve kontrol mekanizması düşündüler. Tanzimatçılar, halkın idareye katılmasını istemişlerdir. Buradaki amaç yönetimde demokrasiyi yerleştirmek değil Avusturya ve Rusya’da olduğu gibi idareyi ıslah ederek ülke gelirlerini arttırmak ve merkeziyetçi bir yönetim kurmaktır.
Tanzimat bürokratları reformları yürütürken merkezi otorite karşısında baskı altında kalmamak için güvence talep etmişlerdir. Bundan kasıt hürriyetler değil; can ve mal güvenliğidir. Tanzimatçılar bürokratik reformların önünde ulema sınıfını bir engel olarak görmekteydi. Bu grup geçmişten beri eğitimi ve yönetimi kontrol altında tutmaktaydı. Dönemin aydınları eğitim ve öğretimin ulemanın tekelinden alınarak devletin tekeline verilmesini gerekli gördü. Buna göre yeni bir eğitim modeli olarak mektepler açıldı. Ayrıca kadıların görev alanları da düzenlendi. Görev alanı sadece adliye teşkilat olarak sınırlandırıldı. Böylece eğitim ve adli alanda yapılan ıslahatlarla ulemanın gücü zayıflatıldı. İlmiye sınıfının elindeki güç bürokrasiye geçmiş oldu.
Yeni Elit Kadro ve Jön Türklerin Doğuşu
Tanzimat döneminde yapılan reformlar, devletin toplumu bütün yönleriyle kontrol edebildiği merkezi bir yapı ortaya çıktı. Bu yeni yapı aynı zamanda elit bir kadroyu da oluşturdu. Bu dönemde kurulan Batı tarzı mekteplerden ve askeri okullardan yetişen bu elit kadro, devlet yönetiminde önemli görevler üstlenmişlerdir. Jön Türkler olarak adlandırılacak bu elit grup ileride önemli reformlar gerçekleştirecektir. Tanzimat döneminde ülke idari olarak eyalet, liva, kaza ve kariye olarak düzenlenmiştir. Bu idari birimlerin başında vali, mütesellim, müdür ve muhtar görev yapmaktadır. Taşrada yapılan reformlar gereğince taşradaki idarelerin yetkileri kısıtlanmıştır. Müslümanların ve gayrimüslimlerin oluşturduğu meclisler açılmıştır.
1840 yılında yapılan idari reformla valilerin yetkileri azaltılmıştır. Yeni düzenlemeye göre sadece asayiş işleri valilere bırakılırken mali işler merkezden geniş yetkilerle tayin edilen muhassıl denilen memurlara verilmiştir. Vergilerin toplanması ve muhassıllara yardım etmesi için eyaletlere münşir, sancaklara münferit ve nizamiye askerleri görevlendirilir. Taşrada merkezi otoriteyi kurmak için eyaletlerin fiziki sınırları güçlü tutuldu. Yeni bir idare olarak vilayetler kuruldu. Tanzimat döneminde politik ve idari kontrol gücünün taşrada hayata geçirilmesi büyük kolaylıklar sağladı. Devlet tarihinin en güçlü dönemlerinde bile görünmeyen başarılar sağlandı. 1849’da yapılan yeni düzenleme ile eyalet meclisleri aktif hale getirildi. Valilerin bulundukları bölgelerde hukuksuz uygulamalarına karşı ve vergilerin adil bir şekilde toplanması için vilayet meclisleri kuruldu. Bu düzenlemeler sonucunda devletin yapısı modern bir yapıya kavuşmuştur. İleride meşrutiyet sistemine geçişte yerel meclislerden edinilen tecrübenin büyük faydası olmuştur. Meşruti sisteme geçiş Avrupa’daki gibi uzun ve sıkıntılı bir süreç olmamıştır. Bunda Tanzimat’ın katkısı vardır.
Mali Alanda Merkeziyetçilik ve Muhassıllık Sistemi
Devletin merkezileşmesi için temel dinamiklerden birisi de mali alandaki merkezileşmeydi. Bunun için kaynakların tek bir elden kontrolü sağlanmalıydı. Taşradaki yerel beylerin bütçeden alacakları pay azaltılarak zayıflatılmış böylece mültezim sistemi de ortadan kaldırılmış olacaktı. Bunun için Muhassıllık sisteminde geçildi. Muhassıllar vergi toplamanın yanında bulundukları yerlerde sancakların yönetiminden de sorumlu tutulmuşlardır. Bunun için ilk iş olarak mal ve mülk sayımı yapılmıştır. Buna göre kimin ne kadar vergi ödeyeceği belirlenmiştir. Muhassıllara yardımcı olmak için sancaklarda muhassıllık meclisleri açılmıştır. Bu meclisler muhassıl, katip, hakim, müftü, askeri zabit ve ileri gelen eşraftan 4 kişiden oluşmaktaydı. Meclis üyeleri arasında biri sandık emini olarak seçilirdi. Toplanan vergilerden masraflar düşüldükten sonra kalan miktar hazineye gönderilecekti.
Mali Reformların Sınırlı Başarısı
Tanzimat Dönemi’nde mali alanda merkezileşmeyi sağlayacak önemli adımlar atılmasına rağmen bürokratik alt yapının eksikliğinden dolayı beklenen başarı sağlanamadı. Merkezi otorite yeniden iltizam sistemine döndü buna rağmen önemli mesafeler kaydedilmişti. Bu düzenlemeler ile yerel yönetimin zemini hazırlanmış ve halkın idareye katılması sağlanmıştır. Mali konuda olduğu gibi diğer Tanzimat reformlarının uygulanmasında da aksaklıklar yaşanmıştır. Çünkü uygulamanın ne şekilde yapılacağına dair herhangi bir bilgi yoktu. Bu konuda tecrübeli elemanda yoktu. Bu yüzden reformlar hemen hayata geçirilmedi. Öncelik İstanbul’a yakın ve sıkıntı yaşanmayan eyaletlere verildi.
İletişim ve Ulaşım Reformları
Merkeziyetçi idarenin taşrada yerleşmesindeki engellerden biri de yol ve iletişim sorunu idi. Bu soruna çözüm için: demiryolları kuruldu, pota sistemi ıslah edildi, yeni telgraf hattı kuruldu, vapur kumpanyaları oluşturuldu.
Tanzimat’ın gerektirdiği mülkü otoriteyi kuramayıp görevden alınan münşirlerin sayısı çok fazla idi. Bunlardan bazıları rüşvet ve yolsuzluğa bulaşmıştır. Başarısızlıkların nedenleri eski alışkanlıklarını devam ettirmelerinden dolayıdır. Beklentiler gerçekleşmeyince pek çok valide görevinden alınmıştır. Merkezi otoritenin kurulmasında zorluk çekilen yerlerden birisi Bosna-Hersek eyaletidir. Hükümet halkın tepkisini çeken bazı uygulamalarda tavizler vermiştir. Trabzon eyaletinde de bazı sıkıntılar yaşanmıştır. Burada da menfaati bozulan bazı gruplar ve yörenin ileri gelenleri muhalefet ederek karşı çıkmışlardır. Bu yüzden uygulamalar ileriki bir tarihe ertelenmiştir. Ancak 10 yıllık sürecin ardından uygulamaya geçilmiştir.
Sonuç olarak Tanzimat Dönemi’nde yapılan reformlar ile bürokrasi ön plana çıkarılmış, padişahın yerine yeni bir siyasi güç olarak Tanzimat bürokrasisi almıştır. Bu dönemin en bariz özelliği siyasi gücün saraydan Bab-ı aliye geçmesidir.





