Jean Bodin

Jean Bodin

Jean Bodin

Mesleği avukat olan Fransız düşünür Jean Bodin hukuk okuduktan sonra aynı üniversitede öğretim üyeliğine başlar kısa süre sonra Paris’e gidip avukatlık yapmak ona daha cazip geldiğinden Paris’e gidip avukatlığa başlar. Zaman içinde kral danışmanı onu takiben krallık savcılına atanır. En sonunda da meclise girmeyi başarır. O burada Aristokratlara karşı kralın haklarını savunarak mutlak monarşiyi destekler.

Jean Bodin

Jean Bodin

Mutlak monarşiyi dinsel temellere dayandıran “kralların tanrısal hakları” kuramına karşılık mutlak monarşiye dinsel olmayan laik bir kuram armağan etmiştir. Ayrıca Jean Bodin dine inanmamakla birlikte büyücülüğe inanması oldukça şaşırtıcıdır.

Devlet Üstüne Altı Kitabı’nda mutlak monarşiyi “kralların tanrısal hakları” kuramı yerine laik düşüncelerle ördüğü egemenlik kuramı ile savundu.

Bodin’de Aritokrates gibi devletin amacını araştırmakla başlar. Devletin amacı yurttaşlarının iyiliğini, mutluluğunu huzurunu, güvenliğini sağlamaktır der. Bundan sonra devletin kaynağını araştırmaya girişir. Bu nokta da devletin kaynağı ailedir der. Ayrıca devleti de aileye benzetir. Babanın aile içindeki rolünü devlete vermektedir.

Egemenlik Kavramı

Siyasal düşünün odak noktası egemenlik kavramıdır. Kralın egemenliğini ailedeki babanın egemenliği gibi mutlaktır. Kimse egemeni sınırlayamaz eğer sınırlıyorsa o kimse egemen sayılmaz. Bodin egemenliğin aristokratlara ya da halka verilebileceğini ancak bunun anarşiye yol açabileceğini söyler. Bu yüzden en iyi yönetim olarak mutlak monarşiyi savunur.

Bir ülkede tek bir egemen olur. Eğer birden fazla varsa o ülkede devlet düzeni olmaz. Bu yüzden egemenlik bölünmez. Egemenin buyurma gücü süreklidir. Bu yüzden egemenlik süreklidir, Egemenlik sınırlanamaz, egemenden yasalara uyması istenemez bu yüzden egemenlik mutlaktır.

Ancak insan yasalarıyla sınırlı olmayan egemen doğa yasası ile sınırlıdır.

Doğa Yasası

Tanrının meleklere, meleklerin insana, insanın hayvana, ruhun bedene egemen olması, buna karşılık bedenin akla bireyin memurlara, memurların krallara, kralların tanrıya boyun eğmesi olduğunu söyleyerek. Bunun eşitsizlikçi bir hiyerarşi olduğunu ifade eder. 

Egemenlik krala aitse, mülk aileye aittir. Özel mülkiyet bir doğa yasasıdır. Egemenin ona saygılı olması gerekir. Monarka mutlak egemenlik veren Bodin mülkiyeti onun egemenlik sınırları dışında bırakmıştır.

Aristokrates’ten etkilenerek çevre koşulları ile yönetim biçimlerini arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Kuzeyin soğuk havasının insanları aptal ama güçlü yaptığını, bu nedenle onların boyunduruk altına girmeyip demokrasiyle yönetildiğini; Güneyin sıcak ikliminin insanları zeki ama tembel yaptığını, bu nedenle tiranlık yönetimine boyun eğdiklerini; Orta iklim kuşağının ise insanları hem zeki hem de dinamik yaptığını, bu nedenle en iyi düzen olan monarşiye sahip olduklarını söyler. Ayrıca o devrimi egemenliğin yer değiştirmesi olarak tanımlamıştır.

Benzer İçerikler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir