Dünya İnsanlık Tarihini Değiştiren Yer: Göbeklitepe

GÖBEKLİTEPE NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

GÖBEKLİTEPE tüm zamanların en önemli keşfiydi. Arkeologlar “Burası insan aklının anlamakta zorlanacağı kadar olağanüstü” diyor. 4-6 metre yüksekliğinde insan ve hayvan figürlerinin işlendiği büyük monolitlerin bulunduğu bir alan. Peki burası neydi? Tapınak mı? Höyük mü? Toplanma Alanı mı? Kimse kesin olarak bilmiyordu. Ancak kesin olan bir şey vardı: Göbeklitepe bir gün herkes tarafından bilinecek ve Mısır Piramitleri, Persepolis ve Stonehenge gibi yerlerle birlikte büyük bir seyahat noktası olacaktı.

Göbeklitepe Kazı Alanı

Göbeklitepe Kazı Alanı

Türkiye’de neolitik çağdan kalma en çok ismi duyulan yer Çatalhöyük’tü. Ancak Göbeklitepe her şeyi değiştirdi. Göbeklitepe özenle yapılmış, komplike bir yerdi ve tarımdan bile daha eskiydi. Burası çok uzun zamandır ortaya çıkan en önemli arkeolojik keşiftir. Çalışmayı yürüten Alman arkeolog Klaus Schmidt’e göre burası tam bir süpernovaydı ve burayı gördüğünde Schmidt önünde iki seçenek olduğunu söylüyordu: Uzaklaşıp gitmek ve kimseye bir şey söylememek ya da hayatının geri kalanını burda çalışma yaparak geçirmek. Schmidt ikinci seçeneği seçmişti ve ölene kadar burada çalışma yaptı. 

Göbeklitepe

Göbeklitepe

Yapımı M.Ö 10000 yılına dayanan Göbeklitepe’nin, tarihin bilinen ilk ve en büyük tapınağı ve ilk inanış yeri olduğu düşünülmektedir. Bölgede yaklaşık olarak 20 tapınak olduğu ama bunların yalnızca 6’sının ortaya çıkarıldığı söylenmektedir. Buraya tarihin en eski tapınağı, “dinin doğduğu yer” ve hatta “cennet bahçesi” de diyen arkeologlar da var. Ünlü Stonehenge Anıtları, Göbeklitepe ile kıyaslandığında; Stonehenge, Göbeklitepe’nin yanında mütevazi bir çalışma olarak kalıyordu. Stonehenge’den 7000 yıl, Mısır Piramitleri’nden 7500 yıl daha eski bir tapınak kompleksi olan Göbeklitepe, yerleşik tarih anlayışını ve bilgilerini değiştiren, insanlık tarihine dair tüm ezberleri bozan bir keşif olmuştur.

Göbeklitepe Kazı Alanı

Göbeklitepe Kazı Alanı

Yerleşik hayata geçişi temsil eden kültür bitkisi buğdayın atasına da Göbeklitepe eteklerinde rastlanmıştır. Göbeklitepe’nin keşfi, insanların tarım ile yerleşik hayata geçtiği ve uygarlığın geliştiği fikrini alt üst ediyor. Avcı ve toplayıcı toplulukların Göbeklitepe’de törenler için sürekli olarak bir araya gelmelerinin sonucunda yerleşik hayata geçildiği düşünülüyor. Bilinenin aksine tarım yerleşik hayatı getirmemiş, dini mabedlerin etrafında kalma arzusu sonucunda yerleşik hayat tarımı getirmiştir. Bölgedeki T şekilli ve boyları 3 ile 6 metre arasında değişen sütunların stilize edilmiş insan figürleri oldukları düşünülüyor. Ayrıca taşlara oyulmuş akbaba, ayı, tilki, yılan, aslan, kuş, yaban ördeği, domuz ve akrep gibi hayvan figürleri bulunuyor. İnsanların avcılık ve bitki toplayarak geçindikleri ilkel bir dönemde ağırlıkları 40-60 ton arasında değişen T sütünlarının buraya nasıl getirildiği ise hala merak konusu. Göbeklitepe’deki en dikkat çekici bulgulardan birini de tapınak zeminin su geçirmez şekilde yapılması ve tapınaklardaki 150 litreden fazla sıvı alabilen taş kaplar oluşturuyor. Bu yüzden arkeologlar tapınaklarda yapılan törenlerin bir sıvı eşliğinde (kan, su, alkol vb.) yapıldığını düşünüyor.

Göbeklitepe Keşifleri

Göbeklitepe Keşifleri

Göbeklitepe Keşifleri

Göbeklitepe Keşifleri

 

Göbeklitepe’yi diğer Neolitik alanlardan ayıran farklı bir nokta ise, yaşam alanlarında bulunan veya bulunması gereken objelere rastlanmamasıdır. Bugüne kadar Neolitik alanların tamamında yaşam alanları tespit edilmiştir. Bu durum da Göbeklitepe’de yaşam alanlarına rastlanmaması buranın Neolitik toplumlar tarafından hac yeri, ritüel alanı veya tapınma alanı olarak kullanıldığı fikrini güçlü bir şekilde akla getirmektedir. Göbeklitepe’deki sembol ve figüratif unsurlar, hem kendilerinden önce var olan güçlü bir anlam ve sembol dünyasına kapı aralamakta hem de kendilerinden sonraki dini gelenekleri etkileyebilecek bir güce sahip olduğunu göstermektedir.

Göbeklitepe Keşifleri

Göbeklitepe Keşifleri

GÖBEKLİTEPE’DE NEOLİTİK DÖNEM “KAFATASI KÜLTÜ” NE AİT İZLER BULUNDU

Göbeklitepe’de derileri yüzülerek daha sonra çakmak taşıyla oyuklar açılan kafatası parçaları bulundu.

Göbeklitepe Keşifleri

Göbeklitepe Keşifleri

Yapılan kazı çalışmalarında binlerce insan kemiği ve kafatası parçaları bulundu. Ortaya çıkarılan kafatası parçalarının Neolitik Dönem “Kafatası Kültü’ne” ait olduğu ve bu kafataslarının insanların burada ölülerin kafaları etrafında törenler yaptıklarını kanıtladığı düşünülüyor. Kafataslarında bilinçli şekilde oyulmuş oluklar ve delikler de bulunuyordu. Bulunan kafataslarından birindeki delikler ve oyuklar kafatasının rahatça asılmasını sağlayacak yerlerde bulunuyor. Bu yüzden araştırmacılar kafataslarındaki izlerin ip bağlanarak asılmasına yardımcı olması için yapıldığını düşünüyor. Berlin Alman Arkeoloji Enstitüsünden Julia Gresky, kafataslarındaki derin çizgilerin ve deliklerin kesinlikle bilinçli olarak yapıldığını düşünüyor ve bu kafataslarının dünyadaki oyulmuş en eski kafatasları olduğunu söylüyor. Ayrıca Gresky, “İnsanların atalarını anmak için kafataslarını astıklarını söylüyor. Bunu, ölülerin güçlerinin canlılara geçtiğini düşünüyorlardı” şeklinde yorumluyor. Kafataslarına delikler açılması ve bunun hasar vermeden yapılması bir kafatası kültürünün ve dini ayinlerin olduğunu gösteriyordu. Özenli ve sistemli şekilde üzerine delikler açılıyor ya da figürler çiziliyor. Bulunan kalıntılar ‘Ata’ya tapınma adetini ispatlar niteliktedir.

Göbeklitepe Kazı Alanı

Göbeklitepe Kazı Alanı

GÖBEKLİTEPE UNESCO DÜNYA MİRASI KALICI LİSTESİ’NDE

Son dönemlerin en önemli arkeolojik keşfi sayılan, insanlık tarihinin yeniden yazılmasına yol açan Göbeklitepe, 2011 yılında Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştı. Bahreyn’de düzenlenen 42. Dünya Mirası Komite toplantısında “Unesco Dünya Mirası Kalıcı Listesi” ne girmeyi başardı. Göbeklitepe, Türkiye’den bu prestijli listeyi girmeyi başaran 18. Kültür varlığı oldu.

Göbeklitepe Unesco

Göbeklitepe Unesco