Rumların İsyanı, Navarin Baskını ve Yunanistan’ın Bağımsız Oluşu

Navarin

II. Mahmut saltanatın en kritik dönemi 1821 Rum isyanı ve sonrasın yaşamıştır. Rumlar uzun yıllardır Osmanlı topraklarında yaşıyorlardı. Özellikle ticaretle uğraşıyorlardı. Devlet içinde Divan tercümanlığı ve Derya tercümanlığı gibi önemli mevkilere yerleşmiştiler. Ancak Sırplar gibi Rumlar da milliyetçilik hareketinin etkisi ve Avrupalı Devletlerin kışkırtmasıyla Osmanlı’ya isyan bayrağı açtılar. 19. yüzyılda Grek davası uğruna kurulan ilk Rum örgütü Filiki Eterya oldu. 1814 yılında Odessa’da kuruldu. Çok kısa sürede Osmanlı şehirlerinde şubeler açarak faaliyetlerine başladı.

Rumların ilk hareketi Rus Çarı’nın Rum asıllı yaveri Alexander İpsilanti tarafından 1821 senesinde Eflak’ta başlatıldı. Dolayısıyla isyanda Rumların en büyük destekçi Ruslar oldu. Bu isyana Bükreş Antlaşması gereğince Osmanlı’nın askeri müdahale yapamayacağı düşünülüyordu. Ayrıca Romen, Bulgar ve Sırpların da bu isyana destek olacağı düşünülmekteydi. Ancak Romenlerin Osmanlı idaresinden memnun olmasıyla isyana destek bulunamadı ve kısa sürede bastırıldı.

Rumlar bu kez de Mora’da ayaklandılar. Alexander İpsilanti’nin kardeşi Demetrios İpsilanti isyanın önderiydi.  Mora’da başlatılan bu isyan, çok geniş bir destek kitlesi bulmasıyla kısa zamanda büyüdü. Avrupa’nın birçok merkezinden Rumlara yardım gönderildiği gibi okyanus ötesinden, Amerikan’dan bile yardımlar geliyordu. Bu destekle Mora’da başlayan isyan tüm Yunanistan’a yayıldı. Müslümanlar, Rumlar tarafından kitleler halinde öldürülüp mallarına el kondu.

Rumların isyan haberi İstanbul’da büyük infiale sebep oldu. Fenerli Rum Beyleri itibarlarını kaybettiler. Divan ve Derya tercümanlıklarında bulunan Rumlar görevden alındılar. Patrik VI. Gregor’unda bulunduğu bazı Rumlar ihanet suçundan idam edildi. Bu isyan karşısına zor duruma kalan Osmanlı hükümeti Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yardımını istedi. Mısır’ın askeri kuvveti Cihadiye birlikleri 1824’te Mora’ya vardıktan sonra isyan kısa sürede bastırılma aşamasına geldi. Ancak Bağımsız bir Yunanistan’ın, Rusya ve İngiltere’nin menfaatlerine daha uygun idi. Rusya ve İngiltere aralarında Saint Petersburg Antlaşması imzaladılar. Bu antlaşmaya göre Mora, otonom bir prenslik haline gelerek sadece vergi yönünden Osmanlı’ya bağlı olmasını öngörüyordu. İki devlet bu hedefin gerçekleştirilmesi konusunda anlaştılar. Bu doğrultuda hemen faaliyete geçildi ve Osmanlı’dan, Yunanistan’a bağımsızlık verilmesi istendi. Osmanlı Devleti bu isteği reddedince Avrupalılar donanmalarını Akdeniz’e gönderdiler. İngiltere, Fransa ve Rusya donanmaları 20 Kasım 1827’de Mora’nın Navarin limanında demirleyen Osmanlı donanmasını ateşe verdi. Modern bir haçlı seferi olan bu hareketin üzerine II. Mahmut Rusya’dan savaş tazminatı talebinde bulundu.  Ruslar buna Osmanlı Devleti’ne savaş açarak cevap verdiler. Pertev Paşa’nın önderliğinde yapılan savaşlar neticesinde Osmanlı zor duruma düştü zira doğuda Ruslar; doğuda Erzurum’a, batıda Edirne’ye kadar ilerlediler. Bu koşullar altında 14 Temmuz 1829’da Osmanlı, Rusya ile Edirne Antlaşması’nı yapmak zoruna kaldı. Çok ağır hükümler içeren bu antlaşmaya göre, Yunanistan bağımsız olurken Sırbistan’a özerlik verildi. Rus ticaret gemilerine Boğazlardan geçiş hakkı verildi. Osmanlı Devleti Rusya’ya savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.

Rus savaşı devam derken İngiltere ve Fransa ile anlaşan, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa Padişahın onayı olmadan askerlerini Mora’dan çekti. Bu karışıklıklardan yaralanan Fransa’da Mora ve Cezayir’i (1830) işgal etti.