Osmanlı’da Vakıflar

Osmanlı’da Vakıfların İşlevi

Osmanlı’da Vakıflar çok mühüm bir işlev görürlerdi. Vakıf sistemi Osmanlı’dan önce de biliniyor ve kullanılıyor. Ancak, Osmanlı Devleti bu mekanizmayı tam olarak sistemleştirmiş ve yaygınlaştırmıştır. Bundan dolayı Osmanlı bir vakıf devleti olarak ifade ediliyor. Osmanlı’da vakıfların önemli bir rol üstlendikleri görülmektedir.  Bir çeşit sivil toplum örgütü gibi çalışan vakıflar günümüzde devletten beklenen hizmetleri sağlıyordu. Yani devletin yol vb. şeyleri yapma görevi yoktu. Bunlar vicdani işlerdi ve vakıflarca yapılırdı. Böylece devlet daha çok askeri meselelerle odaklanabiliyordu. Üstelik halk nezdinde hizmetlerin devlet görevi değil de gönüllerin yaptıkları bir iş algısı devlet için önemli bir kazanımdı.

Vakıflar üç aşamada kuruluyor:

  • Fikri tasarı,
  • Hizmet binalarının yapımı,
  • Hizmetlerin devamı için gelir kaynağı.

Osmanlı’da Vakfın dört unsuru mevcut:

  • Vakfeden kişi, vakıf(hür, aklı selim ve reşit olması gerekiyor),
  • Vakfedilen mal, menkul,
  • Vakıftan yararlanacak kişiler, Mekufun aleyh
  • İrade beyanı.

Vakıflar, vakıfın belirlediği şartlara göre kurulur. Bu şartlar vakfiyelerde belirtilir.  Vakfiyelerde; vakfın kurucusu, vakfın gelir kaynağı, yöneticileri, vakfın hizmet alanı,  kimlerin yararlanacağı ve şartları yazmaktadır. Vakfiye kadı önünde yapılan duruşmada onaylanınca yürürlüğe girer.

Vakıfta önemli olan olan devamlılıktır. Sorunlara göre ve ihtiyaçlara göre vakıflar kuruluyor. Osmanlı padişahları vakıfların idaresine genelde Sadrazam ve Şeyhülislamlara bırakmışlardır.

Osmanlı’da Vakıflar

Osmanlı’da Vakıflar

İmar ve şehircilikteki rolü:

Vakıfların şehirleşmede büyük rolü olmuştur. Bazen ufak yerleşim yerlerine yapılan bir yapı bile o yerin büyümesini sağlayabiliyor. Vakıfların yaptırdıkları zaviyeler önemli bir haberleşme imkanı sağlıyordu. Ayrıca vakıflar aracılığıyla yapılan en gelişmiş yapılar külliyelerdi. Yol, medrese, çarşı, hamam gibi hizmetler vakıflar tarafından gerçekleştirdi. Dolayısıyla şehirleşmeye çok büyük katkıları bulunuyor. Külliyelerin olduğu yerlerin geliştiği görülüyor. Külliyeler su yolu dikkate alınarak yapılıyor.

Fatih İstanbul’u fethinden sonra kendi külliyesini yaptırmış,  paşalara da vakıf yapmalarını tavsiye etmiştir. II.Murad’ın ergene üzerine kurduğu Uzun köprü sayesinde burası büyük bir ilçeye dönüşmüştür. Damat İbrahim Paşa, Muşkara Köyü’nde doğmuş burada bir külliye yaptırmış. Bundan sonra burası gelişerek Nevşehir olmuş. Bundan başka Sokollu’nun etkisiyle Payas büyümüştür.

Osmanlı’da Vakıflar

Osmanlı’da Vakıflar

Ekonomik açıdan:

Vakıflar para konularında ülke ekonomisinin belirli bir payına sahipti.  Yol, köprü, kervansaray gibi yapılar inşa ederek ticari hayatın canlı tutulmasında rol oynamışlardır. Vakıflarda insanlar istihdam ediliyor ekonomik olarak bölgeyi kalkındırıyor. Serveti sosyal hizmete, maddi zenginliği manevi zenginliğe dönüştürüyor.

Ancak vakıflar bir açıdan da parayı elinde tutuğu için ekonomiye zarar verdiği de ifade ediliyor. “Haps” ve “men” etme suretiyle ekonomide durgunluğa sebep olduğu ifade ediliyor. Ayrıca mürtezika sınıfı gibi miskin bir sınıfın oluşmasına sebep olduğu içinde eleştiriliyor. Ayrıca yasal olarak mal kaçırma işlevi de görmektedir. Bir paşanın malını çoğuna geçirmesi mümkün değil. Ancak zenginler mirasını oğluna geçirebilmek için vakıf kuruyor ve oğlunu oraya müdür tayin ettiriyor. Para vakıflarının genel olarak caiz olmadığını söylense de Ebussuud Efendi aksini iddia ederek caiz olduğunu söylemiştir.

Osmanlı’da Vakıflar Üç Guruba Ayrılır:

Evkaf-ı Kadime: İslam devletlerinden intikal eden vakfılar

Evkaf-ı İhsa: Miri arazinin geliriyle oluşan vakıflar

Evkaf-ı Salahiye-i Lazime: Kendi mülküyken vakfedilen

Malın Mülkiyeti İtibariyle:

Sahih Vakıflar: Köprü, yol gibi mülk arazi veya diğer mülk menkul ve gayri menkul malların teşkili

Gayri Sahih Vakıflar: kazanç, değirmen geliri, arazı geliri gibi gelirler.

Yaralanan açısından:

Hayri Vakıf: doğrudan doğruya hayır amacıyla kurulan ve önceliği fakirler olan vakıflardır. Oranı %30’dur.

Zürri Vakıf: Vakfın gelirinin önceden belirlenmiş kişilere vakfedilmesi.