Nihat Erim Hükümeti

Nihat Erim Hükümeti

Demirel istifa ettikten sonra mevcut sorunların çözümü için öngörülen teknokratlar hükümetinin[1] kurulması için çalışmalar başladı. CHP, AP, Demokratik Parti ve Güven Partisi gibi siyasette yer alan partilerin yanı sıra senatodaki Milli Birlik Grubunun kabul edeceği bir başbakan aranmaya başlanmıştı. Bu doğrultuda Nihat Erim’e hükümet kurma görevi verildi. Öte yandan İnönü, partiler üstü bir hükümet teklifiyle karşılaşınca üstelik hükümet başkanı da kendi partisinden olunca ilk demeçlerinin aksine yeni duruma destek verdi.

 27 Mart’ta Nihat Erim başbakanlığında Ap 5, CHP 3, GP 1 ve partiler dışında 14 bakanla hükümet oluşturuldu. Partiler dışından gelen bakanların teknokrat özellikleri Başbakana bir beyin takımı oluşturduğu iddiasını doğurdu. Esasen Erim’in bu kabinesi ulusal bir hükümet olmaktan çok, çelişkili ve birlikten yoksun bir kabineydi.

 Erim hükümetinin ilk işi güvenliği sağlamaya çalışmak oldu. Şehir gerillaları isimli ekibe karşı tedbirler alındı, 11 ilde sıkı yöneyim ilan edildi. Meclis dışında siyasi faaliyetler durma noktasına geldi. Siyasi gençlik örgütleri kapatılırken sendika toplantıları yasaklandı. Aşırı uç propaganda yapan dergiler kapatıldı. Grev yasağı getirildi. Hükümetin tavrına karşı yasa dışı oluşumlar cevapsız kalmadı, 17 Mayıs 1971’de İsrail’in İstanbul Başkonsolosu Ephraim Elrom’un kaçırılması devletin prestijine ağır darbe vurdu. Hükümetin tehditlerine rağmen Mahir Çayan ve ekibi tarafından vurularak öldürüldü. Temmuz 1971 tarihinde TİP bölücülük yaptığı iddiasıyla kapatıldı.

Erim, Türk anayasasının bazı Avrupalı ülkelerin anayasalarından daha ilerici olduğunu bu nedenle 27 Mayıs’ın getirdiği özgürlükleri kısıtlamak gerektiğini savunuyordu. Ecevit ise buna cevap olarak Avrupa’daki hak ve özgürlüklerin Türkiye’dekinden daha derin köklere sahip olduğunu bu nedenle garanti edilmesi gerekmediğini Türkiye’de ise özgürlükler yeni ve kök salmamış olması nedeniyle anayasanın bunları güvenceye alıp koruması gerektiğini söylüyordu.

Erim, seçimle gelmediklerinden siyasi beklentiler içinde olmadıklarını dolayısıyla gerekenleri yapacaklarının iddiasındaydı. 1970 devalüasyonunu dış baskılardan kaynaklanmış gereksiz bir uygulama olarak eleştiriyordu. Erim’e göre askeri müdahalenin temelinde yüksek enflasyona bağlı ekonomik sıkıntılar vardı. Bu doğrultuda hedefi sosyo-ekonomik reformları gerçekleştirmekti. Toprak vergi reformunu yapmalı, tarımsal serveti vergilendirmeli, Ağır sanayi kurulmalı ve özel sektörü teşvikten vazgeçilmeliydi. Ancak komuta heyetinin tam desteğini açıkladığı Erim hükümetinin reform politikalarına Türkiye Odalar Birliği Başkanı Raif Önger başta olmak üzere büyük toprak sahipleri büyük tepki gösterdi. AP koalisyondaki bakanlarını çekerek hükümeti yıkmakla tehdit etti.  Genelkurmayın verdiği tavizlerden sonra Demirel’in bakanları istifadan vazgeçti.

Son olarak Demirel’in Mesut Erez’i başbakan yardımcılığına ataması reform yanlıları için bardağı taşıran damla oldu. Sonuç itibariyle Genelkurmay karargahında yapılan hesapların parlamentoya uymadığı çok geçmeden anlaşıldı. Erim, Reformcu ve antireformistlerin arasını bulamayınca Birinci Erim Hükümeti’nin 11’ler diye anılan teknokratları girdikleri yoldan hüsranla ayrılmak zorunda kaldı.  Reformcu milletvekillerinin hoşnutsuzluğu ve verilen ödünler 4 Aralık 1971’de 11 teknokrat bakanla Erim’in istifasını getirdi.

 

II.Erim Hükümeti ve Geçiş Dönemi Olayları

Bir hafta sonra ikinci kabinesini kuran Erim hükümeti renksiz bürokratlardan oluşuyordu. bu sefer meclisteki geleneksel düşünce sahiplerini rahatsız eden esasları programından çıkartmıştı. Reform taraftarları ve teknokratların olmadığı kabine iş çevrelerinin tam desteğini almış göründü. Ancak tüm çabalarına rağmen Demirel’ın gönlünü alamamıştı ve ülkede asayişi tam sağlayamamıştı. Bundan sonra Cumhurbaşkanı Sunay’ın reformlar gerçekleştirilinceye kadar siyasi tartışmaların durdurulması ve hükümetin kararnamelerle ülkeyi yönetme hakkı verilmesini isteyen mektubuna tüm partiler karşı çıktı. Bundan sonra yaşanan gelişmeler üzerine Erim 17 Nisan 1972’de istifa etmek zorunda kaldı.  Bundan sonra Savunma Bakanı Ferit Melen bir seçim hükümeti oluşturdu.

 Bu arada 1972 yılı Türk siyasi hayatında önemli bir değişime sahne oldu. Cumhuriyetin kuruluşundaki ikinci adam İsmet İnönü, CHP Başkanlığını Bülent Ecevit’e devretmek zorunda kaldı.  Kurultayda parti meclisi Ecevit’in yanında yer alınca da 8 Mayıs 1972’de 34 yıldır görev yaptığı CHP Genel Başkanlığı’ndan istifa etti. Türk siyasal yaşamında parti içi mücadele sonucunda değişen ilk genel başkan olan İnönü 4 Kasım 1972’de CHP üyeliğinden, 14 Kasım 1972’de milletvekilliği görevinden istifa etti. 25 Aralık 1973 tarihinde vefat etti. Diğer taraftan ise Muhtıradan sonra kapatılan Milli Nizam Partisi yerine Milli Selamet Partisi kuruldu.

Cumhurbaşkanını meclis ve senato birlikte seçiyordu ancak son iki seçimdir meclis komutanların adayına boyun eğmişti. Ordu ile Parlamento arasında çok ciddi bir devlet krizinin ardından 6 Ekim 1973’te emekli Amiral Fahri Korutürk 6. Cumhurbaşkanı seçildi. Yeni Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası Eski Başkanı Naim Talu’yu hükümeti kurmakla görevlendirdi. Yeni hükümet ilk olarak üniversitelere el atmak oldu. Anarşinin kaynağı olarak görülen üniversitelerin özerk yapısı neredeyse ortadan kaldırıldı. Üniversiteler gibi sendikalar da pasifleştirildi. Ayrıca anayasa değişiklikleri yapıldı. Devlet Güvenlik Mahkemeleri kuruldu.

[1] Parti gözetmeksizin, konunun uzmanı kişilerin bakanlıkları yaptığı hükümet tipidir.