Kıbrıs’ın Fethi

Yavuz Sultan Selim döneminde Suriye ve Mısır fetihlerinden sonra Doğu Akdeniz bir Türk gölü haline geldi. Dolasıyla Kıbrıs adası Osmanlı Devleti’nin emniyet ve bütünlüğü için daha önemli bir hal aldı. Ancak, Osmanlı Devleti’nin o dönem Batı’daki meselelere yoğunlaşması ve Venediklilerin Memluklere verdikleri yıllık 8 bin dukayı Osmanlılara vermeye devam etmesiyle adanın fethi o dönem askıya alınmıştır.

1568 yılında imzalanan Edirne Anıtlaşması  sayesinde Osmanlılar nihayet Kıbrıs’ı gündeme alabildi. Osmanlı ile rekabet halinde olan Venedik’in Kıbrıs’a sahip olması stratejik yönden çok büyük bir tehlike arz ediyordu. Ayrıca adadaki korsanların Osmanlı ticaret mallarını taşıyan gemileri yağmalaması ve Hacca gidenlere saldırması buraya bir seferi zorunlu kılıyordu. Bunula birlikte Padişahın seferin yapılmasını çok istediği bilinmektedir. Kimi tarihçiler Selim’in bu ilgisiyle ilgili bazı rivayetleri dile getirseler de Osmanlı’nın sefer organizasyonları bu kadar basit nedenlerle şekillenmezdi.  Şüphesiz ki II. Selim’in bu isteği Padişahların akılda kalacak bir fetih yapma geleneğinin yansımasıydı.

Diğer taraftan bu dönemde Osmanlı siyasetini büyük ölçüde belirleyen Sokullu’nun ise sefere sıcak bakmadığını görüyoruz. Çünkü o Kıbrıs’ın alınmasından sonra olası bir Haçlı birliğinin Osmanlı’ya karşı birleşmesinden endişe duyuyordu. Bunun yerine Tunus’u alıp Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan bir kanal açma politikasının daha kazançlı olacağını düşünmekteydi.

Şeyhülislam Ebu’s-Suud Efendi’nin seferle ilgili fetvayı vermesinden sonra Osmanlı donanması 16 Nisan 1570’de İstanbul’dan ayrıldı ve Kıbrıs Seferi fiilen başladı. Kıbrıs’ın fethi için Lala Mustafa Paşa serdar, Piyale Paşa ise donanma komutanı tayin edildi. Sokullu Venediklilere elçi olarak alt rütbeli bir kişiyi göndermesi siyasi üstünlüğü göstermek açısından sembolik bir hareketti. Eğer ada adil koşullarda Türklere bırakılırsa mevcut koşulları devam ettirileceği talebi karşılıksız kaldı.

Osmanlı birlikleri hiçbir direnişle karşılaşmadan adanın güneyindeki Larnaka iskelesine çıkarma yaptı ve bundan sonra başkent Lefkoşa’ya doğru yürüyüşe geçti. Lefkoşa 9 Eylül 1570’de zapt edildi. Artık adada ele geçirilemeyen tek önemli merkez olarak Magosa kalmıştı. 17 Eylül günü Osmanlı ordusu Magosa yakınlarına geldi. Bir taraftan kışa hazırlanırken diğer taraftan kalenin dışarı ile bağlantısı kesildi. 12 Mayıs 1571 kaleye Türk topçularının saldırısı başladı ve 5 Ağustos 1571’de ada fethedildi. Adaya Adana, Antalya ve Bozok sancaklarından iskan uygulanmıştır.