İstanbul’un Fethi

Türk milleti olarak tarihin başlangıcından beri uğruna büyük mücadeleler verilen şehirler sultanı İstanbul’un kapılarının Türk ve İslam dünyasına açılmasının 564. yıldönümünü gururla kutluyoruz.

564 yıl önce İstanbul, askeri ve manevi olmak üzere iki yönlü bir fetih yaşamıştır. 29 Mayıs 1453 günü kazanılan zaferin askeri yönü, Fatih Sultan Mehmed’in “Ya ben İstanbul’u alırım ya da İstanbul beni”  sözleriyle ifade ettiği ve gemileri karadan yürüterek hayata geçirdiği kararlılık ve azmin; manevi yönü ise Topkapı’dan şehre girerken Bizans Patriğine hitaben “Ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız.” fermanıyla ortaya koyduğu hoşgörü ve mütevazılığın bir sonucudur.

1071 Malazgirt Zaferi ile başlayan Türk milletinin son Anadolu macerası, İstanbul’un fethi ile taçlanmış ve bu topraklar hızla dünyanın uzak uçlarından gelen soydaşlarımıza yurt olmuştur. Bu zaferlerin bir yansıması ise tüm Batı dünyasının Türkleri bu topraklardan çıkararak tarih sayfasından silmek adına başlattığı, yüzyıllar süren büyük akınlar olmuştur. Uzun süre boyunca Batı, her yolu deneyerek bu güzide şehrimize ve Anadolu’ya seferler gerçekleştirmiş, kahraman milletimiz her defasında bu saldırıları bertaraf ederek İslam coğrafyasının selametini sağlamıştır.

Güzel yurdumuzun ve dünyanın incisi bu lütfun elimizden alınmak istendiği bir dönemde, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve O’nun silah arkadaşları da “Ya istiklâl ya ölüm” parolasıyla ortaya koydukları azim ve kararlılık sonucunda kazandıkları askeri başarıya; “”Hürriyet ihtimal ki zorla tesis olunur; fakat herkese karşı tolerans göstermekle muhafaza edilir.” sözüyle ifade ettiği hoşgörüyü de ekleyerek gerçekleştirdiği bir başka fetih sonrasında, bu toprakların Türk yurdu olduğunu bir kez daha dost düşman tüm dünyaya ilan edebilmiştir.