İslam Tarih Anlayışı

İslam Tarih Anlayışı

7. asırda ortaya çıkan İslam dininde Kur’an tüm varlıkları Tanrının varlığının delilleri olarak gördüğünden Müslümanları incelemeye teşvik etti. Kur’an ayetlerinin şekillendirdiği zihinler bilimsel çalışmayı bir ibadet ve Tanrıya yaklaşmanın aracı olarak değerlendirdiler.

Bu yüzyıllarda yaşamış Cabir Bin Hayyam, Kindi, Harezmi, Fergani, İbn-i Sina gibi Müslüman bilim insanlarının Batı’da eşleri bulunmamaktaydı. Batı skolastik bir çağ yaşarken İslam dünyası büyük bir bilimsel ivme kazanmıştı. Ünlü bilim tarihçisi Sarton, 8. yüzyılın ikinci yarısından 12. yüzyıla kadar her yarım yüzyıla damgasını vurmuş Müslüman bilim insanın ismini vererek bu çağı altın çağ olarak nitelendirmiştir. Yani Batı’nın karanlık dönem olarak gördüğü Ortaçağ dönemi Müslümanlar için karanlık değildi.  

İslam Tarih Anlayışı Özellikleri

  1. Müslümanlar, ilmin gerçek sahibi olarak Allah’ı gördükleri için yabancı kavimlerden bilgi almaktan çekinmemişlerdir. Bu bağlamda Müslüman bilim adamlarının Hint, Fars, Sümer, Mısır ve Yunan mirasından yararlandıkları söylenebilir.
  2. İslam tarihçileri için tarih, Tanrı’nın varlığını açıklamada temel unsurdur.
  3. Tevrat’ta olduğu gibi ne Tanrı seçilmiş halka yardım ederek tarihi şekillendirir ne de Hristiyanlıktaki gibi bedenlenerek tarihe bizzat yön verir. İslam tarihçileri tarihin şekillenmesinde cüzi ve külli iradenin hakim kılındığı inancı vardır.
  4. Hristiyanlar Hz. Adem’in günahı nedeniyle insanın tarihte iradesiz kılınarak cezalandırılmakta olduğunu esas alır. Oysa Kur’an da Hz. Adem’in bağışlandığı bildirilir.
  5. Diğer kutsal dinlerde olduğu gibi tarih iki ebedilik arasındaki aralıktır.
  6. Dünya insanın sınandığı yerdir. Tarih geçmiş kavimlerin başına gelenleri insanı hatırlatarak bu kıyımdan kendini kurtarma şansı tanır asıl önemli olan ebedi hayattır.
  7. Rivayetçi tarih anlayışı hakim, süreklilik esastır.