Girit İsyanı

Fethedildiği günden itibaren inanç ve dillerini serbestçe kullanan Girit halkı Osmanlı Devleti’nin zayıflaması, ulusçuluğun gelişmesi, yabancı devletlerin kışkırtmaları ve Etniki Eterya Cemiyeti’nin propagandası sonucu Osmanlı Devleti’ne karşı isyan hareketine başladılar.

Girit’te ilk isyan 1821 Mora isyanı ile paralel olarak başladı. II. Mahmud isyanı bastırması için Kavalalı Mehmet Ali Paşa’yı görevlendirir ve isyan başarılı bir şekilde bastırılır.

İkinci isyan 1830’da yaşanmıştır. Girit halkı bu defa Yunanistan’a bağlanmadıkları için isyan etmişlerdir. M. A. Paşa bu isyanı da bastırdı.

1841 yılında Rumlar, adaya gelen Yunan göçmenlerinin kışkırtmaları ile yeniden isyan hareketlerine girişti. Bu isyanlar her defasında bastırıldı. Bu arada Yunanistan’da Osmanlı Devleti aleyhine genişleme girişiminde bulunur. Girit’teki Rumlara her türlü yardımda bulunarak isyana teşvik eder. Böylece Girit, Yunanistan ile çekişme konusu olmuştur.

1825 Viyana Kongresi ile yerleştiği 7 adayı İngiltere 1864 yılında Yunanistan’a biraktı. Sonrasında Rumlar Ege’deki bütün adaları ele geçirerek Büyük Yunanistan’ı kurma hedefini benimsediler. Yunanlılar Girit’i de ele geçirmek için adaya gönderdikleri papaz ve öğretmenler ile halkı isyana kışkırttılar. Sonuçta 1866’da Girit’te büyük bir isyan başladı. Rumlar kendi kendilerine hükümet kurarak Girit’in Yunanistan’a bağlandığını ilan ettiler. Osmanlı bu duruma hemen müdahale etti. Büyük Devletler Girit’in Yunanistan’a terk edilmesini ya da özerklik verilmesini önermiştir. Fakat bu öneri Babıali tarafından reddedildi. İsyanın giderek büyümesiyle yabancı devletlerin bir kez daha Osmanlı içişlerine müdahale fırsatı doğdu. Büyük Devletler adadaki Rumları kendi gemileri ile Yunanistan’a taşıdılar.

Osmanlı Devleti yabancı devletlerin müdahalesini önlemek için Girit’te yeni bir düzen kurmak istemiştir. Buna göre Genel af ilan edilir. Sadrazam Mehmed Ali Emin Paşa adaya gönderilerek Islahat programı uygulanmıştır. Buna göre vergiler azaltılacak, valinin yanında biri Müslüman biri de Hristiyan iki danışman olacak, yerel ve genel meclisler kurulup üyeleri Müslüman ve Hristiyanlardan seçilecek, ada sancaklara ayrılacak bunların başına Müslüman ve Hristiyan yöneticiler getirilecek, resmi yazışmalar Türkçe ve Rumca olmak üzere iki dilde yapılacaktı.

Sonuç itibariyle Girit’e özerlik veren yönetim şekli kuruldu. İsyan yatışmaya başladı. Fakat bu durum Yunanistan’ı memnun etmemiş ve Yunanistan, Girit göçmenlerinin adaya dönmesini devletlerarası bir sorun haline getirmiştir. Giritli Rum göçmenlerinin durumu Avrupa kamuoyunda tartışıldı. Göçmenlerin karşılaştığı kötü koşullar Yunanistan aleyhinde bir durum meydana getirdi. Avrupalı devletlerin de desteğiyle Babıali göçmenlerin Girit’e serbestçe dönmelerini talep etti. 1868’de bu mesele yüzünden iki devlet arasında savaş hali belirse de Avrupalı devletlerin harekete geçmesiyle olası savaş engellendi.

Türk-Yunan ilişkilerini görüşmek üzere 1869’da Paris’te bir konferans düzenlendi.  Yunanistan gözlemci olarak katıldığı konferansta kabul edilen bildiriye göre: Yunanistan Osmanlı’ya karşı çeteler toplamaktan vazgeçecek, Girit asilerine destek vermeyecek, göçmenlerin Girit’e dönmesine engel olmayacaktı. Yunan hükümetinin bu bildiriyi kabul etmesiyle Girit sorunu sona erdi. Böylece İngiltere’nin isteği doğrulusunda statüko korunmuş ve bir Doğu Akdeniz bunalımı önlenmiş oldu. Fakat bu geçici bir durum idi. Çünkü ne Yunanlılar ne de Giritli Rumlar bu durumdan memnundu. Bu yüzden amaçlarını gerçekleştirmek için yeni fırsatlar beklemeye başladılar.