Bir Döneme İsmini Veren Kadın: I. Elizabeth

I. Elizabeth, İngiltere tahtında 44 yıl boyunca istikrar ve refah içinde uzun bir iktidar dönemi geçirdi. “Elizabeth Çağı” olarak bilinen dönem onun için adlandırılmıştır. Elizabeth saltanat sürmeye başladığında İngiltere’nin hiçbir denizaşırı toprağı yoktu. İspanya’nın “Yenilmez Armada”sı bozguna uğratıldığında, denizcilik alanında İngiltere’nin kendine güveni arttı ve Elizabeth dünyanın öteki ucundaki, Güneydoğu Asya’daki yeni ticari girişimleri destekledi. Sonunda tüm dünyayı hâkimiyeti altına alacak Büyük Britanya İmparatorluğunun kurulması için ortam artık hazırdı.

Kraliçe Elizabeth İngiltere tahtına 25 yaşında oturmuş ve ölene kadar 44 yıl boyunca elinde tutmuştur. Bir prenses olarak doğdu ancak siyasi entrikalarla gayrimeşru ilan edilmiştir. Ancak sonunda üvey kız kardeşi Mary Tudor’un ölümü üzerine tacı ele geçirdi.

İktidarı süresince İngiltere’ye Protestanlığı getirdi. 1588’de İspanya Donanmasını mağlup etti. Kendisinden önce dağılan ülkede barışı sağladı ve sanatın geliştiği bir ortam yarattı. Elizabeth hiç evlenmediği için “Bakire Kraliçe” olarak adlandırılıyordu.

Elizabeth, Kral VIII. Henry’nin ve onun ikinci eşi Anne Boleyn’in kızıydı. Babası, annesini zina ve komplo gibi yalan suçlamalarla infaz ettirdiğinde yalnızca 2 yaşındaydı. Üvey kız kardeşi Mary Tudor’un rahim kanserinden ölmesinden sonra 1558’de 25 yaşındayken ülkesinin iktidarını eline aldı.

Kendisine üvey kız kardeşinin yaptığı karışıklıklar miras olarak kaldı. Ülke, Fransa ile kraliyet kasasını muazzam derecede tüketen bir savaş içindeydi. Mary’nin İngiltere’yi ne pahasına olursa olsun Roma Katolikliğine geri sokma çabalarından sonra farklı dini gruplar arasında büyük bir gerginlik ortaya çıktı. Mary, 300 tane Protestan kâfirin infazını emrederek kendine “Bloody Mary (Kanlı Mary)” lakabını kazandırmıştı.

Elizabeth bu iki acil meseleyi ele alarak çözmek için hızlıca harekete geçti. 1559’da parlamentonun ilk oturumu sırasında, Üstünlük ve Değişmezlik Yasası ile ortak bir dua kitabı oluşturarak İngiltere Kilisesi’nin yeniden kurulması için çağrıda bulundu. Ayrıca ülkesindeki bölücü dini çatışmaya ılımlı bir tutumla yaklaşarak: “Sadece bir tane İsa var, geriye kalanlar önemsiz anlaşmazlıklar” dedi.

Tarihçiler, Katoliklerin Elizabeth’in saltanatı altında dini zulüm ve idama maruz kaldığı konusunda görüş ayrılıklarına düşmüştü. Elizabeth’in davranışlardan sonra Roma Katolik Kilisesinin Elizabeth’e karşı tutumu farklı bir boyut kazandı ve 1570’de Papa V. Pius, Elizabeth’i aforoz etti.

Elizabeth, başdanışmanı William Cecil’in yardımı ile Fransa ile aralarındaki savaşa son verdi. Saltanatının büyük bir kısmında da çağının diğer süper gücü İspanya ile de çatışmaktan kaçınabildi. Ancak yine de 1585’de Hollanda’daki Protestanlara destek olmak için İspanya’ya karşı bir tutum sergiledi. Bunun üzerine İspanya gözünü İngiltere’ye çevirdi. Ama İngiliz Donanması, 1588’de İspanyol Donanması’nı mağlup etmeyi başardı. Birkaç rapora göre hava koşullarının İngiliz Donanması’nın galibiyetinde belirleyici faktör olduğu ortaya çıktı.

Elizabeth’in saltanatından bazen İngiltere’nin Altın Çağı ya da Elizabeth’in İngiltere’si olarak bahsedilir. Refah ve huzur dolu bir dönemdi ve Elizabeth’in desteği ile sanat büyük bir gelişme şansı elde etti. Elizabeth’in saltanatında William Shakespeare ve Christopher Marlowe gibi büyüklerin eserlerinin yaratılmasına destek olundu.

Elizabeth’in saltanatı sırasında kuzeni İskoç Kraliçesi Mary Stuart, İngiltere tahtında hak iddiasında bulundu ve kuzenine karşı en büyük iç tehditlerden biri haline geldi. Mary bir Katolik olarak yetiştirildi ve çoğu İngiliz Katolik’e göre İngiltere’nin gerçek hükümdarı olarak kabul ediliyordu.

İskoçya Kralı V. James’in kızı olan Mary Stuart, Fransa’nın gelecekteki kralı II. Francis ile evlenerek 1558’de ülkesi İskoçya’yı Fransa ile birleştirdi. 1561’de Francis’in ölümünün ardından ülkesi İskoçya’ya geri döndü.

Elizabeth kuzeni Mary’i, Babington Komplosu da dâhil birkaç suikast girişimi ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle 1567’de tutuklattı ve kuzenini 1587’de infaz ettirmeden önce yaklaşık 20 yıl boyunca esaret altında tuttu.

Elizabeth’in saltanatının son yıllarında sıkıntılar ortaya çıktı. Ülke başarısız tarım, işsizlik ve enflasyondan dolayı acı çekti. İrlanda’da aşırı yiyecek sıkıntısı nedeniyle ayaklanma ve isyanlar çıktı. Aralarında en sevdiği soylulardan biri Essex Dükü Robert Devereaux’un da bulunduğu birçok kişi tarafından otoritesinin sorgulanması gibi zorluklarla karşı karşıya kaldı. İrlandalı bir lord olan Hugh O’Neill’in önderliğindeki Dokuz Yıl Savaşları olarak bilinen isyanları bastırmak için Robert Devereaux’u İrlanda’ya gönderdi. Robert isyanı bastırmak yerine İngiltere’ye geri döndü kendi isyanını başlatmaya karar verdi. 1601’de ihanet suçundan infaz edildi.

Elizabeth gücü azalmasına rağmen hâlâ halkına karşı bağlılığını gösteriyordu. 1601’de Parlamento’da en ünlü konuşmalarından birini gerçekleştirdi. “Altın Konuşma” olarak adlandırılan konuşması süresince Elizabeth, geriye uzun saltanatına bakıyor gibiydi. “Kendim şunu söylemeliyim, asla açgözlü ya da savurgan bir hükümdar olmadım. Kalbim asla dünyevi mallara bağlı değildi ama halkıma bağlıydı.”

Saltanatının son yılları zorluklarla geçse de Elizabeth, büyük oranda halkını destekleyen bir kraliçe olarak hatırlandı. Onun uzun saltanatı yağtığı işlerin istikrarlı ve tutarlı olmasını sağlamıştı. Onun siyasi zekası, keskin ve akıllı zihni; dini, sosyal ve devlet sorunlarına karşı halkını yönlendirmesine katkı sağladı.

Elizabeth asla evlenmedi ya da çocuğu olmadı. Gücünü başka biriyle paylaşma gibi bir isteği yok gibi görünüyordu. Zaman içinde, göreviyle ve halkıyla evli bir kraliçe olarak imajını geliştirdi ve “Bakire Kraliçe” lakabını kazandı. Saltanatı boyunca birçok potansiyel kraliyet talibi olmuştu ancak Elizabeth babası ve kız kardeşi sayesinde kraliyet evliliklerinin zorluklarını ve sıkıntılarını görmüştü. Elizabeth’in üvey kardeşi Mary Tudor, popüler olmayan bir seçim yaparak İspanyol II. Philip ile evlenerek Roma Katolik inancına bağlılığını sunmuştu. İki ülkeyi bir kez daha birleştirme umuduyla Philip, Elizabeth ile evlenmeyi teklif etmişti ancak Elizabeth kabul etmedi. Elizabeth’in diğer talipleri arasında Avusturya Arşidükü Charles ve gelecek Fransa Kralı III. Henry de vardı. Ancak o tercihini siyasi amaçlarını gerçekleştirmekten yana kullandı ve evlenmeyi asla kabul etmedi.

Elizabeth 24 Mart 1603’de Surrey’deki Richmond Sarayı’nda öldü. Elizabeth’in kötü solgun görüntüsünü güzelleştirmek için kullandığı ve “Satürn’ün Ruhu” dediği karışımın sağlığını kötü etkilediği düşünülüyordu.

Elizabeth’in hiç çocuğu olmamasından dolayı onun ölümüyle 1400’lü yılların sonundan beri İngiltere’de hüküm süren bir kraliyet ailesi olan Tudor Hanedanı’nın sonu gelmişti. Eski rakibi ve kuzeni İskoç Kraliçesi Mary Stuart’ın oğlu I. James, Elizabeth’den sonra İngiltere tahtına oturdu.

KRALİÇE I. ELIZABETH  1533-1603


“Kraliçe ve evli olmaktansa, bekar ve dilenci olmayı tercih ederim”

Ataerkil Dünyada Kadın Bir Hükümdar Olmayı Başardı.

1601’de Meşhur “Altın Konuşma”yı Yaptı.

 

İngiltere’yi Ticarette Şaha Kaldırdı.

 

İskoç Kraliçesi Mary Stuart’ın Hapsedicisi olarak adlandırıldı.

  

İngiltere Kilisesini Yeniden Kurdu.