Avrupa Mucizesi

Nasıl oldu da Avrupa dünya meselelerinde lider konuma geldi? Bu soru bilim adamlarını ve başka gözlemcileri yüzyıllar  boyu meşgul etmiştir konudur.

16, yüzyıldaki Avrupa’da dikkat çeken yanı politik açıdan bölünmüşlüğüdür. Ve bu durum her zaman öyle sürmüştür. Avrupa bu politik çeşitliği coğrafyasına borçludur.

Avrupa’nın farklı iklim özellikleri takas için uygun farklı ürünlerin elde edilmesini sağladı. Bu da pazar ilişkilerinde gelişmeyi sağladı. Malların düzenli takası kredi sistemi ve uluslararası ölçekte bankacılığı geliştirmiştir.

Papalığın tefecilikle ilgili bildirilerine rağmen Avrupa’da ticari gelişmeyi etkili bir biçimde durdurabilecek bir güç bulunuyordu.
Tıpkı Japonya ve Çin’de olduğu gibi otoritenin deniz aşırı ticaret
yasaklaması söz konusu olsaydı buna uyulmazdı.

Avrupa’da otoritenin merkezileşmesine yol açabilecek tek etken olsa olsa bir devletin ateşli silah teknolojisinde tüm rakiplerini ezecek bir hamle yapması olabilirdi.

Avrupa devletleri arsındaki rekabete dayalı etkileşim kıta üzerinde birleşik bir otoritenin ortaya çıkmasına olanak vermedi. Aralarındaki rekabet gelişmeyi sağladı. Serbest Pazar sistemindeki rekabet ustaları yeni siparişler alabilmek için ürünlerini geliştirmeye teşvik etti.

Uzun mesafeli yelkenli gemilerin ortaya çıkışı Avrupa’nın dünyadaki yeri açısından önemli bir ileri adımın habercisiydi. Asya’daki devletler kendi hallerine bırakılsalardı bir ticaret ve sanayi devrimine girerler miydi? sorusu hayli kuşku götürür.  Daha ileri durumdaki Avrupa üst basamakların hepsine kurulmuşken öbür toplumların dünya gücü merdivenlerini tırmanmaları son derece zor olacaktı.

İnsanlar 17. Yüzyılın ortalarında dinsel savaşların aşırılıkları ve boşunalığı karşısında irkildikleri zaman dinsel doğmalara ve geleneksel halk bilgisine kafa tutan bir akılcılık.  Yani Reformasyon Avrupa’daki hanedanlar arasındaki rekabete yeni bir boyut katmıştı.