1965 Seçimleri ve Demirel Dönemi (1965-1969)

Adalet Partisi Kongresi

Adalet Partisi Kongresinde Süleyman Demirel parti başkanlığa seçildi. Demirel 1965 bütçe görüşmeleri sırasında partisine oy kullandırmayarak hükümetin istifasına neden oldu. Ülkede Artık Demirel için İsmet Paşa’yı deviren adam algısı oluştu. Öte yandan yeni hükümet CHP ve TİP dışında kaldığı partilerin ortaklığı ile Suat Hayri Ürgüplü başkanlığında bir koalisyon ile kuruldu. Hükümetin gizli başbakanı olarak nitelendirilen Demirel bu hükümette başbakan yardımcısı oldu. Esasen hükümetin görevi sonbaharda ülkeyi seçime götürmekti.

Süleyman Demirel’in ana argümanı komünizmle mücadele idi. Sol eğilime karşı çok sert ifadelerle nutuklar veriyordu. Yeterli mahalli teşkilatı alamadığı için TİP’in seçimlere girmesinin uygun olmadığını vurguluyordu. TİP ise Amerika’ya karşı bir kurtuluş savaşı isterken CKMP buna şiddetle karşı karşıydı. Türkeş Türkiye’nin Rusya’nın uydu olmayacağını ifade ediyordu. Ortamın gerginleşmesi üzerine CHP Cumhurbaşkanın müdahalesini istemeye başladı.

Bu arada Kıbrıs sorunu sırasında Türk jetlerinin ihtiyacı olan petrol 1954 tarihli petrol yasası nedeniyle temininde sıkıntı yaşanması kamuoyunda petrolün millileştirilmesi tartışmalarını alevlendirdi.

1965 seçimlerinden AP önemli bir zaferle çıktı. CHP’nin oyları ise tarihindeki en düşük seviyeye çekilmişti. Bu durum ortanın solu söylemin çokta başarılı olmadığı algısını uyandırdı. Nihayetinde oyların çoğunluğunu almayı başaran AP koalisyonlar dönemine son vererek ülkenin kaderini eline aldı. Demirel Hükümeti yeni bir seçim sistemi, basın suçlarının affı, özel sektörün ve yabancı sermayenin desteklenmesi gibi hususların gerçekleştirileceğini taahhüt ederek işe başladı.

Demirel Türkiye’nin Batı dünyası içinde yer alacağını ancak Batı’nın uydusu olmayacağını bildiriyordu.  Ayrıca Menderes’in yaptığı hatayı yapmadı ve subaylara yüksek maaş ve lojman tahsiline yönelik yasa tasarısını Meclis’e getirerek ordu ile ilişkilerini iyi tuttu. Bu dönem ekonomik olarak büyük projelerin başladığı dönem oldu.

Bu dönemde Cemal Gürsel’in iyileşmeyecek kadar hastalığının ilerlemesi üzerine Cevdet Sunay Cumhurbaşkanı seçildi.

CHP içinde ise sol kesim gücünü arttırmış Bülent Ecevit Genel Sekreterliğe seçilmişti. Ecevit Orta’nın Solu kitabını da bu dönemde yayımlamıştı. Ecevit, kendilerinin ortanın soluna gelerek aşırı sola duvar çektiklerini, AP’nin de ortanın sağına gelip aşırı sağa duvar çekerse demokrasinin sürekli yaşayacağı bir zemin yaratmış olacağını savunuyordu. Diğer taraftan CHP içinde İnönü ve Ecevit ikilisine karşı etkili olamayan Turhan Feyzioğlu ve arkadaşları partiden ayrılıp Güven Partisi’ni kurdu. Ortanın Solu kavramının ülkeyi komünizme sürüklediğini kendilerinin bununla savaşacaklarını iddia ediyorlardı.

Partilerin karşılıklı suçlamaları ülkeyi gerdikçe geriyordu. Meclis fikirlerin tartışıldığı bir yer olmaktan çok adam dövmenin yaygın uygulandığı bir yer haline geliyordu. Tüm bu tartışmalar sürerken 31 Ocak 1968’de politikaların kullanımı konusunda paylaşamayacakları ve yayınlarının siyasi yönü için daima karşı tenkitlerde bulunacakları bir iletişim aracı Ankara Televizyonu yayını başladı.

Tartışmalar arasında hükümetin seçim sisteminden milli bakiye sistemini kaldırarak küçük partilerin meclise girmesinin zorlaştıran d’hondt sistemine geçiş yapıldı. Bu durum haliyle küçük partilerin tepki göstermesine neden oldu.

Diğer taraftan Türkiye’de gençlik hızla politize olma yolundaydı. Memleket gençleri meseleleri tartışmakla kalmayıp şiddete başvurmaya başlamışlardı. Sağ-sol kavgalarını çıkmasıyla ülke artık dönüşü olmayan bir yola girdi.